Temel ve Maymun

NASA uzay üssünde yeni bir deneme yapiliyormus. Gönüllü basvuranlar arasindan Temel, astronot adayi olarak seçilmis.
Ön elemede oldukça siki testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir egitim ile iyi bir astronot olabilmis. Beklenen an gelmis ve
Temel bir maymunla birlikte uzay mekigine binerek havalanmis. Atmosfer asildiktan sonra Temel'in ilk isi; kendisine
siki sikiya söylenildigi gibi zarflari açip maymunun ve kendisinin görev kartlarini okumak olmus. Maymunun görevleri:
"Yerküre ile baglantiyi sürekli kontrol altinda tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmalari ayarlamak; füze içindeki
hava basinci, isi, iletkenlik degerlerini asagiya bildirmek; yakit harcamasini ve motorlarin sirasini belirlemek..." diye
devam ederken; okumaktan sikilan Temel, kendi görev kartini açmis : "Maymunu iyi besle!"

Kurusun
Bir gün doktorlar, timarhanede yaptiklari arastirmada en akilli deliyi seçeceklermis. Delilerden biri bahçede bulunan havuza düsmüs ve bogulmak üzereymis. Delilerden biri havuza düsen arkadasini kurtarmaya çalismis. Bunu gören doktorlar arkadasini kurtaran deliyi
yanlarina çagirmislar ve "seni en akilli seçiyoruz" demisler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardigin arkadasini çagir da sana
tesekkür etsin" demis. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmis?" Deli: "Çünkü kurumasi için onu astim!"

Siseleri getirdim
Akil hastanesinde bir gün, bir deli hasta bakiciyi yanina çagirir. "Bana çabuk 5 sise kola getir" der. Hasta bakici buna kizar ve hastaya bes tokat atar ve "al iste kolalarini" der. Aradan zaman geçtikten sonra yine ayni hasta, bakiciyi yine çagirir. Bu sefer hasta; hasta bakiciyi tokatlar. Bakici, "ne oluyor?" der. Hasta cevap verir: - "Siseleri getirdim abi."

Sinyal
Temel arabasi ile Taksim Meydaninda dönüp duruyordu. Ayni trafikçinin önünden besinci defa geçerken, polis de merak etti ve Temel'i durdurup sordu: - Bir yeri mi ariyorsunuz? Niye meydanin etrafinda dönüp duruyorsunuz? Temel: - Sol sinyal takildi da..

Yavasla
Temel otobanda köklemis gazi, gidiyor... Bakmis bir tabela: "YAVASLA 80 km." Hizini o an 80'e indirmis Temel. Az sonra bir tabela daha: "YAVASLA 60 km." Temel 60'a inmis. Merakla giderken yeniden bir tabela: "YAVASLA 40." - "Yolda çalisma var galiba!" deyip 40'a düsürmüs hizini. Epeyce sonra yine bir tabela: "YAVASLA 15 km." Talimata uyarak 15 km.'ye düsmüs Temel. Yolun en sagindan tingir mingir gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüs: "YAVASLA'YA HOS GELDINIZ, NÜFUS: 2500"

Sobadaki Hikmet
Fizikçi, matematikçi, kimyaci, jeolog ve antropologdan olusan bir heyet bir arastirma için arazide bulunmaktadir. Birden yagmur bastirir. Hemen yakindaki bir arazi evine siginirlar. Ev sahibi bunlara bir seyler ikram etmek için biraz ayrilir. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanir. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altindaki dizili taslarin üzerindedir. Sobanin niçin böyle kurulmus olabilecegine dair bir tartisma baslar. Kimyaci, "adam sobayi yükselterek aktivasyon enerjisini düsürmüs, böylece daha kolay yakmayi amaçlamis"; fizikçi, "adam sobayi yükselterek konveksiyon yoluyla odanin daha kisa sürede isinmasini saglamak istemis"; jeolog, "burasi tektonik hareketlilik bölgesi oldugundan herhangi bir deprem aninda sobanin taslarin üzerine yikilmasini saglayarak yangin olasiligini azaltmayi amaçlamis"; matematikçi, "sobayi odanin geometrik merkezine kurmus, böylece de odanin düzgün bir sekilde isinmasini saglamis"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen atese tapmanin daha hafif biçimi olan atese saygi nedeniyle sobayi yukariya kurmus". Bu sirada ev sahibi içeri girer ve ona sobanin yukarda olmasinin nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."

Zenciler Beyazlastirilir
Bir gün Smith ve John adinda iki zenci New York sokaklarinda dolasirken bir tabela görürler: "Zenciler beyazlastirilir. Fiyat 100 dolar." Smith'in 101 dolari, John'un ise 99 dolari vardir. John, Smith'e: "Sende fazla olan 1 dolari bana ver birlikte girelim" der. Smith'se: "Önce ben gireyim. Eger beyazlasirsam sen de girersin" der ve içeri girer. Az sonra içerden beyaz bir sekilde çikar Smith. John: "Smith ne kadar beyazlasmissin. Su 1 dolari ver de ben de girip beyazlasayim." Smith cevap verir: "Defol burdan pis zenci!"

Etmezsen Etme
Adamin biri, bir gün agacin altinda namaz kiliyormus. Agaçta bulunan baska biri de onu izliyormus. Namazini bitiren adam daha sonra namazinin kabul olmasi için Allah'a dua etmeye baslamis. - "Allahim sen namazimi kabul et." Agaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermis. Adam sasirmis. Tekrarlamis: - "Allahim sen kildigim namazi kabul et." - "Etmem." Adamin saskinligi iyice artmis. Yine: - "Allahim sen namazimi kabul et", demis. Agaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmis. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kilmistim."

Agaç Yürümezse
Nasreddin Hoca'ya yapilan satasmalar tükenip bitmez. Aksehirliler bir gün Hoca'ya takilir ve sorarlar: - "Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun söylenir asli var midir?" Hoca'nin böyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: - "Her halde öyle olmali." - "Böyle kisiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanitlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!" Hoca: - "Pekala simdi size bir numara yapalim" der.. Karsisinda durmakta olan çinar agacina; - "Ey ulu çinar çabuk yanima gel!" der. Tabii ne gelen agaç var ne giden. Hoca yürümeye baslar agacin yanina varir. Aksehirliler: - "Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gülünce Hoca: - "Bizde kibir yoktur, dag yürümezse abdal yürür", der.

Secdeye Kapanirsa
Bir gün Hoca, yol üstü bir hana inmis. Han Nuh Nebi'den kalma bir yer.. Her tarafi delik desik; adeta çökmeye ramak kalmis. Hoca'nin yüregine bir korkudur düsmüs ama, ne desin? Nihayet bir söz arasinda: - "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor, besik mübarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hiç orali olmamis; sözü sakaya bogarak: - "Agzini hayra aç Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hakka tesbih çekiyor!" demis. Hoca'nin közü küllenir mi? Gözlerini hancinin gözüne dikerek: - "Peki ama", demis; "ya bu tavan boyle tesbih çeke çeke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak?"